Onarım ve Sağlıklaştırmalar

Diyarbakır Evleri

Onarım ve Sağlıklaştırmalar (Restorasyon)

Tarihsel Diyarbakır Sur İçi yapılarından Vakıf kaynaklı olanların gelirleri ölçüsünde sürekli, kesintisiz bakım ve onarım gördükleri, bu nedenle günümüze olabildiğince sağlam geldiklerini biliyoruz. Özellikle dinsel yapılar, yardımseverlerin katkılarıyla da en şanslı durumdaydılar. Ticaret yapıları en hareketlileri ve ilgi görenleriydi. Konutlar, bunların içinde, herhalde son sırada olup sadece sahibinin veya mütevellisinin girişimiyle ayakta durmaktaydı. Pek çok örneği, tüm özellikleriyle günümüze geldiğine bakılırsa, gerekli özen gösterildi. Yerli, köklü, etkin ve edilgin feodal ailelerin evleri zaten konak boyutunda veya ona yaklaşıyor, haremlik ile selâmlıkları içeriyor, geniş ev kadrosu, halayıkları, uşak ve seyisleriyle toplumun şanslı kesimini oluşturuyorlardı. Batılılaşma Dönemiyle başlayan anlayış, giderek ağalık, beylik, şeyhlik kavramlarını silecek. Motorlu tarım, okuma olanakları, yeni iş alanları yanında kırsal kesimden kente akını hızlandırınca diğer taşınmazlar gibi konutlar da tarihsel bağı onunla özdeşleşmeyen kültürü ondan geri kimselerin elinde hem hırpalandı hem de eklemeler, değiştirmelerle, daha kalabalık kesime hizmet etme zorunluluğunda, özgünlüklerinden ödün vermeye başladılar. Tüm bunlara karşın, bu 2 kesim arasında, tarihsel bağını yeğleyen, anıları ön plâna çıkan, bu tarihsel atmosferlerinde yaşamayı yeğlemekte ve direnmekte olanlar, belli bakım ve onarımı sürdürdüler. Yeni sahipleri, eskilerinden daha güçsüz ise basit onarımlarla durumu bir süre daha devam ettirmek durumundaydılar. Gücü yetmediği kesimleri gözden çıkarıyor, sözgelimi yıkılan bazı yerleri onarmıyor.

Sürekli ve kesintisiz bakım, her yağmurdan sonra dam loğlanmasıyla ve sürekli tokmaklanmasıyla başlıyor. İlkbaharda otları ayıklanıyor ve 3- 4 senede bir yeniden çamurla sıvanıyordu. Bu arada kırılan bir gezemek taşı, telle, demir çubuklarla desteklenerek durum geçiştiriliyordu. Ishak Sükutî Sokak 13 numaradaki merdiven sahanlığı buna iyi bir örnektir. Bir ahşap kirişlemeye göre şekillendirip yine bir dikmeyle sarkmasını önlemek, çökmüş bir cumba ağzı tuğlayla örerek saçağı için ahşap dikme dikmek, dahası sarkan bir kemer için altına kâgir ayak yapmak, işi geçiştirmekten, olduğu noktadan daha tehlikeli boyuta uzanmasını önlemekten başka bir iş değildir.

Bir sahanlığı çelik putrel ile güçlendirmek, tehlikeli cumbayı aynı gereç ile durdurmak yine sıradan işlerdi. Buna karşılık eliböğründelerle bingileri güçlendirmek belki onarımların başlangıcı sayılabilecekti.

Yığma bir merdiven basamağının çatlaması onarım olarak gerçekte de zor, zahmetli bir iştir. Tümünü söküp orayı yenileyerek yeniden kurmak kolay göğüslenecek bir iş değildir. O durumda demir çubukla arkadan desteklemek ve yüzünden lamayla bağlamak en kısa, pratik yoldur. Alnında bağlamak da böyledir. Tüm bunları, ekonomisi güçsüz kişiler için uygun ve kaçınılmaz görmeliyiz.

Ancak bu arada parasal gücü, o nedenle aşırı cesareti olan, gücü, kültürünün (kültürsüz) önünde olan kişiler için yıkarak ne derece eskisinin eşi olduğu kanıtlanamayan onarımlara girmeyi çok tehlikeli görüyoruz. Üstelik buna betonarme tabliye, yeni cumba, üst kata helâ, banyo gibi sözde konfor eklemeyi onlara sorarsanız, çok başarılı bulmaktadırlar. Aynı taşı kullanarak, böylesine bir yenileme, hiçbir dönemin restorasyon anlayışına uymaz. Buna karşılık bir cumbanın aslına uygun olarak yenilenmesi bizce kurallarına uygun başarılı bir restorasyonun başlangıcıdır. Ziya Gökalp Mahallesi Sülüklü Sokak 21 numaralı evdeki onarım, bundan önceki örnekten çok boyutlu. Tavan ahşap kirişlemeleri betonarme tabliyeye dönüştürülmüş, sağlam kanada dokunmadan hiç yoksa kitle, gabari, dolu boş oranı ve genel kurguya uyulmak istenmiştir.

Savaş Mahallesi Zingilli Sokak 10 kapı numaralı konutun zararsız bir uygulama olduğu görülüyor. Ancak yine burada da ahşap kirişlemeli toprak damlı üst örtünün yerini betonarme tabliye almış saçak bingilerinin ilkleri korunmuştur. Merdiven yanına avluya eklenen kemerli eyvan aynı gereç seçildiği için gözü fazla tırmalamıyor. Avlu duvarının belirtiyormuşçasına bitirilmesi yine de eleştirilecek noktalardır.

Konutları tararken görüp ilgilendiğimiz İnönü Mahallesi Manav Sokak 1 kapı numaralı konut, kişisel gayretle, izlerine saygı duyularak yürütülmekte olar restorasyonlardan biridir. Ahşap doğramalara özen gösterilmiş, inceyonu örgü, pencere lentoları ile kapı kemerlerine ve sıralı süs dizilerine dokunulmamış, ahşap tavan kirişlemeleri eski renginde boyanmış görünüyor. Tanıştığınız bu göz doktoru uzman aydının, onarıp, doğusuna geniş bir mutfak kurarak Kızılay’a bırakacağına sevindik. Tarihe saygısından ve kültürel miras bilincinden yoksun değil. Duyarlı olduğu görülüyor. Bilinçli bir yaklaşım umut veriyor. Yine de bodrum pencere parmaklıklarının üst kat merdiven kurgusunun gelenekseli yansıtmadığı görünüyor. Mutfak üstüne eklenen yemişlik (oda) doğru değil. Ancak fazla rahatsız edici de değil. Avluya yansıtılmaması iyi olmuştur.

Devletin el attığı 3 konutun bundan böyle geleceği güven altındadır. Bunlar; Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Gökalp evidir. İkisi de müze olarak halka açılmıştır. Diğer yandan Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Müdürlüğü için restore edilip kullanılmaya başlanan, İnönü Mahallesi Ziya Gökalp Sokaktaki 27 kapı numaraları konut, sahibinden satın alınıp projeleri çizdirilip sağlıklaştırıldı. Kirada sıkışık biçimde oturan kurumun, görevine en uygun, böylesine tarih ve kültür dolu geleneksel konuta yerleşmesi, bağlı olduğu bakanlığa yakışmış.

Reşit İskenderoğlu’nun, geleneksel ve tarihsel konutunu böyle bir amaçla koruma girişimini, kendi başlığın da anlatmıştık. Bu konutlar gibi sırada başkaları da vardır. Sırası geldikçe ilgililerin dikkatini çekmekteyiz. Dileriz onlar bu mutlu sona erişir.

Eklenti cumbalar, taş bingilerin eliböğründelerle, bazen ek taş bingiyle güçlendirilmesi, yalıtım amacıyla altının sonra kaplanması, basamak güçlendirilmesi, gezemek dikmelerinin demir kenetlerle geriye bağlanması gibi önlemlerin yaygınlaşması umudu herkesi sevindirecektir.





 
Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 884 kez gösterilmiştir.