Taha Toros

PİERRE LOTI'Yİ ANARKEN

TAHA TOROS

Sözlerime başlarken, Türk ve Fransız dostlarımıza (Pierre Loti'yi Sevenler) diye hitap edeceğim.

50 yıl önce Paris'te, milletlerarası niteliği haiz olan (Pierre Loti Dostları Cemiyeti) nin Türk üyesiydim. Başkanımız, Pierre Loti'nin en yakın dostu olan ünlü Fransız yazarı Claude Farrere'di.

Bir Türk üye olarak seçildiğim (Pierre Loti Dostları Cemiyeti) nin üyelik kartı

Fransa'dan gelerek bugün aramızda bulunan Pierre Loti Dostları Cemiyeti'nin bugünkü mensupları arasında belki tanıyanlar, ona yetişenler vardır O yıllarda Cemiyetin yöneticisi M. Robert Geneaux idi.

Eşi ile birlikte bu cemiyete gönül vererek çalıştılar. M. Geneaux 50 yıl önce İstanbul'a geldi. Kendisini (Aziyade) mezanna, Eyüp'deki (Pierre Loti Kahvesi) ne götürdüm. Pierre Loti'nin İstanbul'da kaldığı binaları gösterdim. M. Geneaux bol bol fotoğraflarını aldı.


Hepinizin yakından bildiği gibi,Pierre Loti'nin,konusu Türkiye'ye ait ünlü romanları Türkleri savunan siyasi nitelikteki eserleri vardır. O Türkleri savunan.bir karagün dostuydu.

Pierre Loti'ye niçin Türkleri sevdiğini sormuşlar. Şu karşılığı vermiş :

- Türkleri tanıdığım için, demiş. Ve eklemiş : Türkler doğunun en temiz, en dürüst, en namuslu mîlletidir.
Pierre Loti'yle ilgili size bir fotoğraf göstereceğim. Paris'te Pierre Loti'nin oğlu Samurel (Loti) Viaud ile dostluğumuz olmuştu. Bana babasının şu fotoğrafını imza ederek verdi.





Paris'te Pierre Loti Dostları Cemiyeti'ne üyeliğim sırasında Pierre Loti'nin oğlu Samurel (Loti) Viaud ile arkadaşlığımız olmuştu. Babasının yukarıdaki fotoğrafını bana imzalayarak armağan etmişti.

Pierre Loti'nin Türkiye'ye ait ilk romanı (Aziyade) dir. Asıl adı Hatice olan Aziyade'nin ölümü Pierre Loti'ye çok dokunur. Ona süslü bir mezar yaptırır.


 

Pierre Loti' {Aziyade) romanının kahramanı olan Hatice'nin mezarı başında

 

 

 

 

 

 

(Aziyade) romanının kahramanı (Hatice) nin Pierre Loti tarafından 1876'da çizilen portreleri

Sizlere, Pierre Loti'nin ünlü bir romanı olan (Les Desenchantees) nin kahramanlarından söz etmek istiyorum, bu romanın adını (Mutsuz Kadınlar) olarak belirleyebiliriz.

Pierre Loti bu romanında, eski İstanbul'un seyrine doyum olmaz. Pitoresk manzaralarını bir film gibi yansıtır. Ama o dönemlerde, adeta kafeste yaşayan kadınların yaşamını anlatır.

Romanın kahramanı üç kadındır. (Cenan) adı ile Madam Lera, (Zeynep) adıyla Zinnur, (Melek) adı ile Nuriye gerçek kişilerdir. Zinnur ile Nuriye kardeştirler. Bunlar, dönemin dışişlerinde şöhreti olan (Nuri) Bey'in kızlarıdır.

Romanın yazılmasına önayak olan Fransız kökenli (Madam Lera) dır. Fransız kökenli olan Madam Lera'nın İstanbul'a gelişinin öyküsü şöyle :1899 yılında (Lahey) deki konferansta Osmanlı Devletini eski (Petersburg) elçisi - Turhan Paşa temsil etmektedir. Osmanlı heyetinin çalışmalarında süratli Fransızca yazabilecek bir sekretere ihtiyaç vardır. Bu görev, genç, zeki ve güzel bir dul olan Madam Lera'ya verilir. Turhan Paşa, Madam Lera'dan o derece memnun kalır ki, Babıali'deki Fransızca yazışmalarda kullanılmak üzere beraberinde İstanbul'a getirir. Ne var ki o dönemde Osmanlı yönetiminde kadınlara yer yoktur.

Hele Babıali'deki görevliler arasında yabancı bir kadının görülmesi mümkün değildir. Bu bakımdan Madam Lera dönemin dış işlerinde önemli bir görevde bulunan Nuri Bey'in evine yerleştirilir. Çünkü bu Nuri Bey'in evinde Fransızca konuşulmaktadır. Kızları, Fransız mürebbiyeler tarafından eğitilmiştir.
Aslında Nuri Bey'de Fransız kökenlidir! Babası Reşat Bey, Kırım Savaş'ında Türkiye'ye gelen ve müslümanlığı kabul ederek buraya yerleşen Marki de chateauneufdür.

Fransız dostlarımız (Marki de chateauneuf) adını belki hatırlayacaklardır. Aristokrat bir aileye mensup olan Marki de chateauneuf, adı bizim dış siyaset tarihimizde önemli yeri olan kişidir.

(1679 - 1700) yılları arasında Fransa'nın İstanbul'daki Büyükelçisidir. Yukarıda sözünü ettiğimiz Nuri Bey'in soyu bu Büyükelçi Marki de chateauneuf 'e dayanır.

Nuri Bey tam bir batılı aile reisidir. Turhan Paşa tarafından evine yerleştirilen Madam Lera Nuri Bey'in üç kızıyla bir oğluna ablalık yapar. Bu evin fertlerinden biri gibidir. Mdam Lera bu suretle Babıali'de görülmekten gizlemiş olur.

Madam Lera o dönemin koşulları içerisinde kafes arkasında yaşayan kadınların hayatını - daha önce Aziyade romanıyla Osmanlı yaşamından bir bölüm aktarmış olan-Pierre Loti'ye anlatmak ister.

 Pierre Loti o yıllarda İstanbul'da görevli bir deniz subayıdır. Madam Lera Nuri Bey'in kızları Zinnur ve Nuriye ile birlikte Pierre Loti'ye Fransızca bir mektup gönderirler. Onu kendilerini dinlemek üzere, Sultan Ahmet civarında oturan Nuri Bey'in kızlarının eski dadısının evlerine çağırırlar. Madam Lera'yla Nuri Bey'in kızları yüzleri kapalı olarak - eski dadılarının evinde - Pierre Loti'yle bir kaç kez görüşürler. Madam Lera kendisini bir Türk kadını olarak tanıtır. Pierre Loti buna inanır. Görüşmelerin konusu, Türk kadınlarının kafes arkasındaki baskılı yaşamıdır. İşte (Les Desenchantees) romanı bu suretle oluşur.





Pierre Loti'nin  bir zamanlar dünyada çok okunan - konusu eski İstanbul kadınlarının kafes arkasındaki yaşantısını yansıtan Desenchantees (MUTSUZ KADINLAR) romanının kahramanlarından olan 2 Türk kızının, çocukluk dönemleri: Zinnur ve Nuriye Kardeşler.


Bu kızlar büyüyüp roman kahramanı oldukları yıllarda aşağıdaki fotoğrafta yer aldıkları görünümündeydıler Bu pırıl pırılydoğu giysili kızların birinci ve üçüncü sırasında siyah giysili olarak görünenler (Mutsuz Kadınlar) romanının kahramanlarından Nuriye ile Zinnur kardeşlerdir. Fotoğraftaki ikinci uzun boylu kız, o dönemdeki Amerikan Büyükelçisinin çocuğudur.

Dördüncü sıradaki Osrnanh Devleti'nin 14 yıl Paris Büyükelçiliğinde bulunan/Salih Münir Paşa'nın kızı Nimet'tir. Fotoğraf 1903 yılında İstanbul'da^Saray fotoğrafçısı tarafından çekilmiştir. Eğer buradaki kızlar, bu seyrine doyum olmaz doğu giysileriyle, şayet Paris'teki Concorde meydanında gezinselerdi, seyretmek için 1 saat içerisinde belki yüzbin kişi toplanırdı.


Pierre Loti'nin İstanbul'da hazırladığı Les Desenchantees (Mutsuz Kadınlar)Romanının kahramanlarından Nuriye ile Zinnur kardeşler (romandaki adları Melek ve Zeynep ) Yukarıdaki fotoğrafta birinci ve üçüncü sıradaki siyahgiysili hanımlar (Yıl: 1903 ) Taha TOROS Arşivi


Pierre Loti'nin Les Desenchantees romanı Paris'te yayınlanınca, edebiyat dünyasında bomba etkisi yaratır. Paris sosyetsinde büyük ilgi uyandıran roman, bol miktarda İstanbul'a gönderilir. İstanbul sosyetesi, Levantenler ve yüksek düzeydeki devlet görevlileri tarafından ilgiyle okunur. Roman değişik yorumlara neden olur. Nuri Bey'in kızları çevrenin baskısı ve dedikodularına dayanamayarak, adeta horlanırlar. Arkadaşları Amerikan Büyükelçisinin kızının yardımıyla - kıyafet değiştirerek - Paris'e kaçarlar. Oradaki Pierre Loti'ye ulaşırlar.

Olay İstanbul'da ve Paris'te herkesin konuştuğu güncel bir konu olmuştur. Konu Yıldız Saray'ına duyurulur. Sultan Abdülhamit bu olayı hayretle karşılar. Dışişlerinde görevli olan Nuri Bey, Padişah'ın öteden beri güvenini kazanmış bir kişidir. Nuri Bey ise kızlarının bu romanda yer almaları dolayısıyla Paris'ten kaçmalarına o derece üzülür. Çevresinden de o derece soğukluk görür ve hele Padişah'ın bu olayı duymasından o derece ruh çöküntüsüne uğrar ki kısa zamanda kederinden ölür. Sultan Abdülhamit, önce Nuri Bey' ve arkasından hemen ölen eşine o kadar çok acır ki onların bir caminin arsasına gömülmesini emreder.

İstanbul'dan Paris'e kaçan Desenchantees kahramanları ile Pierre Loti fazla ilgilenmez ! ancak bir Türk kadını sandığı Madam Lera'ya yakınlık gösterir. Madam Lera ise daha sonraki yıllarda Paris basınında, Pierre Loti'yi müşkül durumda bırakır. Kendisinin bir Türk kızı değil ^Fransız olduğunu kamuya açıklar' Pierre Loti bu itirafı kabul etmez görünür.

Paris'e kaçan Nuri Bey'in kızlarından Zinnur (Zeynep) o dönemin dışişlerinde çalışan genç bir elemanla, Sefa Bey'le evliydi. Paris'teki yaşamını bir müddet hastabakıalıkla sürdürür. Sonunda yaşamını burada devam ettiremeyeceğini anlayınca pişmanlık duyarak - 15 ay sonra, orada doğurduğu bir bebekle - İstanbul'a döner. Kocası Sefa Beyjhem kendisini hem bebeği kabul etmez.1 (Bu Sefa bey, daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun Hariciye Nazırı - Dışişleri Bakanı - olmuştur.)

Zinnur'un bebeğini Paris'te kalan kardeşi Nuriye yanına aldırır. Nuriye Hanım ünlü bir Polonyalı zenginle evlenmiş (Kontes Nuriye) olmuştur. Kendi çocuklarıyla birlikte A-Madlen adı alan bu kızı büyütür. Madlen ünlü bir diplomat olan Fransızla evlenir. Zinnur ise istanbul'da hastabakıcılığını sürdürür. Gerek Balkan Harbinde gerek 1.Dünya Savaşında Adapazarı’nda görev yapar. Bir doktorla evlenerek orada ölür.

Mutsuz Kadınlar romanının Kahramanlarından (Zeynep) Zinnur (1883-14.4.1923)-Taha TOROS Arşivi

Roman kahramanlarından olan (Melek) Nuriye'nin Paris'te zengin bir kontla evlendiğini yukarıda belirtmiştik. Kontes Nuriye tarih bilgisi ve zekasıyla Paris'in kültür hayatında adeta bir yıldız olur. Büyük edebiyat salonlarında konferanslar verir. İlginç konferanslardan biri,eski Türk edebiyatına ve Türklere dairdir. 1910 yılındaki illistrasyonda Nuriye Hanım'ın fotoğrafı yayınlanan önemli bir konferansı vardır/Madam Orel salonunda toplanan Fransız edebiyatçılarına şu sözlerle hitap eder:

" Ey büyük Fransa'nın edebiyetçıları, bilginleri.' Siz, Türkleri ve Türkiye'yi ya Almanca (Hammer) in tarihinden ya da İngilizce (M.Gibb) in 5 ciltlik (Osmanlı Şiirleri) nden okumuşsunuzdur. Ama içinizde Türk Edebiyatına dai'bilgileri olanlar pek azdır..."
Yukarıdaki sözlerle konferansına başlayan Nuriye Hanım alkışlarla takdir edilmiştir.



Kontes Nuriye, ünlü Fransız ressamı Gümrükçü Rouseau ve Heykeltraş Rodin ile yakın dostluk kuran bir kültür kadınıdır. Kendisini Paris'te bulunduğum yıllarda sıkça ziyaret ederdim. Onun yaşlılık dönemiydi. Doktor olan büyük oğlu tarafından büyük bir huzurevine yerleştirilmişti. 82 yaşında huzurevinde gözlerini kapadı.


Les Desenchantees (Mutsuz Kadınlar) romanının kahramanlarından Kontes Nuriye, 82 yaşında, Paris'te huzurevinde öldü. Ölümünden iki ay önce huzurevindeki odasında ziyaretimiz.

Les Desenchantees (Mutsuz Kadınlar) romanının kahramanlarından -romandaki adı Cenan olan - Madam Lera, yaşamını Paris'te sürdürdü. Onun da yaşlılık dönemine yetişmiştim. Gözleri pek az görüyordu. Romandaki (Cenan) - Aslen Canan'dır - adını, satın aldığı, bir mücevheratçı dükkanına vermişti.
Romanın bu son iki kahramanının son yıllarında görüşüp dostluklarını kazandığım için, her ikiside Pierre Loti ve (Desenchantees) romanıyla ilgili bütün dokümanlarını bana armağan ettiler.
Yukarıda belirttiğim Kontes Nuriye'nin Fransız diline ve edebiyatına vukufuna dair bir olayı da burada anlatmak istiyorum. Nuriye Hanım'ın Paris'te bana gösterdiği dokümanlar arasında ünlü edibimiz (Abdülhak Şinasi Hisar) in bir mektubunu buldum. A.Ş.Hisar, eğitimini Paris'te yaptığı halde, kendi romanlarını Fransızcaya çeviremiyor. Nuriye Hanım'dan bu konuda yardım istiyor. Ona gönderdiği mektupta özetle şu satırlar yer alıyor:
.. Benim eserlerimi ancak siz Fransızcaya çevirebilirsiniz..

Ne var ki Nuriye Hanım'ın yaşlılığı ve yıllarca çektiği romatizması yüzünden üstadımızınbu dileği yerine getirilemiyor.Vaktimizin azalması yüzünden - kısaca, üç dakika içerisinde - Pierre Loti'nin İstanbul'da oturduğu binalara değineceğim. İlk kaldığı bina, Fatih Belediye Reislerinden kalpakçı Rıfat Bey'in Çarşamba semtindeki evidir. Haliç'e bakan bu ev, bugün yoktur. Pierre Loti'nin kaldığı binalarda halen ayakta olan, İstanbul'un göbeğindeki, divan yolundaki binadır. Kapısındaki mermer plakada Türkçe ve Fransızca olarak Pierre Loti'nin anısı yaşatılmaktadır.

Halen bakımsız bir işyeri olarak ana cadde üstündeki bu binanın, Kültür Bakanlığınca sahiplenilmesi arzu edilir. Beyazıd Meydanıyla Sultan Ahmet Meydanı arasındaki ana cadde üzerinde bulunan ve turistlerin en çok geçtikleri yer olan burası, Pierre Loti'yi andıracak ve gelecek yüzyıllara aktaracak anılara vesile olabilir. Hatta Kültür Bakanlığı İstanbul Müdürlüğü'nün merkezi olmaya da layıktır.

Pierre Loti'nin 1910 yılında Divanyolu'nda kaldığı ev.



Pierre Loti'nin anılarıyla yüklü olan bir semtde Kandilli'dir. Pierre Loti istanbul'a ilk gelişinde, Fransız sefarethanesine bağlı gemisini Kandilli'de demirlemişti.

Halic'i kucaklayan Hasköy'deki kısa hayatı, Eyüp'deki - Aziyade romanının kahramanı Hatice ile - yaşamı ilk yıllara rastlar. Pierre Loti bu semtte oturduğu günlerde fes giyerek bazen Eyüp Camiinden , bazen Fatih Camiinden çıkanların arasına karışır. Ramazan'da ak sakallıların oturduğu kahvelere dadanır, (yıl: 1878)

Pierre Loti Beyoğlu'nda da oturmuştur. İngiliz sefarethanesinin bahçesine bitişik olan (Alt Oteli) nin bir odasına anısını yansıtan plaket konulmuştu. Bu otel sonradan yıkılıp yerine adliye dairesi yapılmıştı.

Pierre Loti'nin İstanbul'dan anılarını en çok kucaklamış olan Kandilli'deki (Kont Ostrorog) 'un yahşidir. Yalının kayakhanesinin üstündeki odada kalmıştır. Bu odada çalıştığı yazı masası, oturduğu koltuk, yattığı karyola bulunmaktadır.

Bilindiği üzere - kökeni Polonya olan Kont Ostrorog'un çocukları Fransız uyrukludur. Hatta büyük oğlu Fransa'nın Çin büyükelçisiyken orada ölmüştür. Kontun diğer oğlu - büyük Türk dostu- Jaen da yakın tarihlerde aramızdan ayrıldı. Pierre Loti ile Ostrorog ailesi arasındaki bağlılık, ona ait bir kitaba yansımıştır. Ostrorog'un eşi, Pierre Loti'ye dair bir eserin sahibidir.

Pierre Loti'nin Kont Ostrorog'un yalısındaki odası, yabancı ünlüleri de ağarlamıştır. Danimarka Kralı ile Kraliçesi - Kral ve Kraliçe olmadan önce - evliliklerinin balaylarını İstanbul'da geçirdiler. Pierre Loti'nin yattığı odada kaldılar.

Fransız Cumhurbaşkanı Pompido da - Başbakanlığı sırasında İstanbul'a geldiği zaman burada yatmıştır.

Temenni ederim ki, sizler yarın yapacağınız boğaz gezintisinde vapurunuzun bu yalı önünde demirlenmesinden yararlanarak, Pierre Loti'nin eşyasıyla muhafaza edilen odasını görebilirsiniz.

Sözlerimi bitirirken, sizlere, Pierre Loti'nin adını yaşatan bir sokağın fotoğrafını göstereceğim. Divan Yolundaki bu sokağa 1922 yılında Pierre Loti'nin adı verilmiştir.

Pierre Loti Türkler'in kalbine öylesine yerleşmiştir ki İstanbul'un işgalinde ve mütareke döneminde, onun için büyük dergilerimiz, özel sayılar yayınlamıştı. Bu dergiler, kültür ve edebiyat dünyamızın önde gelen kişilerin duygularını yansıttılar. Bunlar arasında Mustafa Kemal Paşa da bulunuyor.
Milletçe sevilen Pierre Loti'nin, ülkemizde karşıtları da var. Başta büyük şairimiz Tevfik Fikret olmak üzere, biri kadın iki yazarımız bulunuyor. Zaman darlığı dolayısıyla bunları anlatamıyorum.

Türkiye'de ve Fransa'da Pierre Loti ile ilgili en çok belgeye sahip bulunan bir kişiyim. Bütün bunları (Pierre Loti) ile ilgili hazırlamayı tasarladığım büyük bir ciltte toplamak istiyorum.

Bir Fransız ressamı tarafından Pierre Loti'nin İstanbul'da yapılan portresi
Hepinize teşekkür ederim.

Bir Fransız ressamı tarafından Pierre Loti'nin İstanbul'da yapılan portresi


Pierre Loti Osmanlı Kıyafetiyle  


İstanbul’da (Les Desenchantees) romanını yazdığı günlerde

 





 
Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 604 kez gösterilmiştir.