Türkmenlerde "Düğün Türküleri" veya "Ölenler", "Yar-Yar", "Leeran" Geleneği Doğrultusunda - Prof. Dr. Gurbandurdı GELDİYEV

I. Uluslararası Atatürk ve Türk Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri

Türkmenlerde "Düğün türküleri" veya "Ölenler", "Yar-Yar", "Leeran" Geleneği Doğrultusunda

Prof. Dr. Gurbandurdı GELDİYEV ( Türkmenistan )

Her halkın gelenek-göreneklerini, örf-adetlerini, sosyal-psikolojik durumunu, duygu ve düşüncesini kısacası millî kimliğini yansıtan unsurların biri, belki de en önemlisi ve kapsamlısı edebiyattır. Edebiyat denilen genel kavramın içersinde de Halk Edebiyatı (Sözlü Edebiyat) halkın özgünlüğünü daha geniş ve etraflıca âşikâr eden yön olarak daha millî karakterdedir. Halk Edebiyatı'nın içersinde de bazı belirli türler daha ön plana geçerek, o milletin diğer milletlerden, hatta kavimdaşlarından farklı yönlerini, milli özelliklerini daha açık, bütün incelikleri ile ayrıntılı olarak ortaya koymaktadır.

Türkmenistan Türkmenleri'nin Halk Edebiyatı'ndaki “Düğün Türküleri”, bu tip edebî türlerin bir tanesidir. Düğünlerde Türkü yakmak, dans etmek Türk Dünyası'nın her yerinde eski zamanlardan beri süregelen bir gelenektir. Türküsüz düğünleri göz önüne getirmek mümkün değildir. Bu açıdan bakıldığında Türk kavimlerinde mevcut olan bu istikametteki şairâne eserlerin hepsini “Düğün Türküleri” denilen anlamın çatısı altında toplamak mümkündür. Böyle yaklaşıldığında bazı genel ortaklılar, öncelikle manâ-muhtevasındaki ve belirli derecede form-icra edilmesindeki benzerlikler ortaya çıkmış olur. O ortaklıklar ise gönlümüzde sevgiyle beslediğimiz “genelhalk” adımızı, yanı TÜRK denilen ismimizi hasıl eder. Her birine ayrı-ayrı baktığımızda coğrafyasına göre farklı yanları bulunan şekillerin, formlarını Halk Edebiyatımızın, Türk gelenek, göreneklerinin zenginlik nişanı hükmünde kabul edersek konuya doğru yaklaşmış oluruz. O yüzden Halk Edebiyatı'nın genel konularına göre kıyaslandığında şahsi-millî özelliklere sahip türleri, meseleleri günümüzde daha zaruridir, kanaatindeyim. Bunu ise şehirleşmelerin, teknolojik çabuk ilerlemesi neticesinde bu türlerin kaybolma tehlikesinin her geçen gün kuvvetli olması ile ispatlayabiliriz. Hal Edebiyatı edebî türlerinin içerisinde de o kavmin millî özelliğini, örf-adetlerini en çok kendine sindirmiş, en nazik ve en orijinal türleri teknolojinin ilk kurbanı olur. O yüzden Türk milletinin orijinal nadir eserleri hakkında daha çok bahsetmek gerekmektedir.
Bu tip edebî janrların biri olan ve Türkmenistan Türkmenlerinde yavaş-yavaş tarihe mal olan “Düğün Türküleri” veya “Ölenler”, “Yaryar”, “Leeran” geleneği ve metinleri hakkında bildirimizde bahsetmek istiyoruz.

“Düğün Türküleri”, “Ölen”, “Ülen”, “Hay Ölen”, “Yar-yar”, “Leeran” gibi türlü adlar ile halk içersinde yayılmıştır. O yüzden herhangi birini terim olarak kabul etmeden hepsini kendisinde toplayan “Düğün Türküleri” terkibini edebiyat incelemelerinde kullanmaktayız. Türkmenistan'ın Amuderya kenarlarında (Lebap Bölgesi) bu tür “Ölen”, “Ülen”, “Hay Ölen”, “Yar-yar” adları ile meşhursa da Aşgabat çevresinde “Leeran”, “Yar-yar” isimleri geçmektedir. Garrıgala'da (Balkan bölgesi), Dışoğuz Bölgesi'nin bazı ilçelerinde sadece “Yar-yar” terimiyle bilinmektedir. “Düğün Türküleri”, Türkmenistan'ın her yerine eşit olarak yayılmamıştır. Bu şairane türün yayılma mesafesi, ortaya çıkış kaynağı hakkındaki bilgiler ilmî incelemelerde, okul kitaplarında sunulmaktadır ve bu konu hakkında çeşitli görüş ileri sürülmektedir. Ayrıntılı bilgilere geçmeden bir durumu belirtmekle bu konuyu sınırlandırmak istiyoruz. “Ölenler” düğün geleneği yerleşik hayata daha önce geçmiş kısımlarda yaygın olarak, Türkmenlerin göçebe kesiminde ise nadir bir tür olarak bilinmektedir. Demek ki bu tür, yerleşik hayatın meydana getirdiği edebî gelenektir.

Düğün Türkülerinin savcıdan (aracıdan) başlamaktadır. Evlenilecek delikanlı ve onun ailesi hakkında bilgiler edinildikten sonra dünürcülük başlamış olur. Başlık parası temin edildikten sonra, uğurlu günü (sebatlı, mutlu günü) belirler. Uğurlu gün geldiğinde Düğün başlamış olur. “Düğün Türküleri”ne gelin alıcılar (at başçılar) gelmeden kızın baba evinde söylenmeye başlanır. Türküye başlama nöbeti kızın annesine, kız arkadaşlarına verilmektedir.

Annesi uygun görmeyince onun adına başka biri söyler. Genellikle şarkıya bir bayan başlar ve herkesi şevklendirir. Şevk artınca kızın çevresinde bulunan arkadaşları da neşelenerek ona katılırlar, hatta daha sonra annesi ve kızın kendisi bile katılır. Böylece kızın baba evinde düğün havası oluşarak gelin kızları tören coşkusu kaplamış olur.

Gelin alıcılar geldikten sonra “Ölenler” daha da coşarak toyun (düğünün) şevkini arttırlar.

“Ölenler” düğünün olduğu yerde de devam ettirilmektedir. Ta nikah kıyılarak “kemer çözmek”, “çizme çıkarmak” gibi adetler yerine getirilene kadar, bütün gün, çeşitli manzumlu “Ölenler” söylenir.

“Ölenleri” sadece bayanlar söyler. Erkekler dinleyici olarak katılabilirler. Dinleyiciler genellikle genç erkeklerdir. Orta yaşlı erkekler şarkı söylenen yerde dolaşırlarsa garip karşılanırlar.

“Ölen” Kıtaları'nın mazmunu çeşit çeşittir. Her birini söyleme zamanı vardır. Onların yöneldiği insanlar da, kimin dilinden söylendiği de “Ölenlerde” önemli yer tutmaktadır. Gelin almanın, kız çıkarmanın gelenek ve görenekleri ile birlikte delikanlıyı sınamak, dalga geçerek kızı heyecanlandırmak gibi birtakım adetler de düğün Türkülerinin mısralarında yansıtılmaktadır.

Genellikle düğün başladığında aşağıdaki gibi kıtalar söylenir. O düğünün de “Ölen” söylenmenin de başlamış olduğunun işaretçisidir.

Hay, öle?, hay-hay öle?,
Haydır bu gün, yar-yar
Al-gızıl re?be-re?,
Toydur bu gün, yar-yar

Gandı-şeker ezilmiş,
Dahanında, leeran.
Çar tarapdan dost gelsin,
Toydur bu gün, leeran.

Bu kıtaların sonunda evlenen kıza mutlu hayat, uyumlu yaşamı arzu eden bentler icra edilir:

İki yorgan bir düşen,
Tahtın bolsun, yar-yar.
Pıgamberin gızıça
Bagtın bolsun, yar-yar.

Altın kabak atılan
Öyün bolsun, yar-yar
Cemendäni cem eden
Toyun bolsun, yar-yar.

Kız çıkaran ailenin morali biraz düşük olur, kızın anne-babası, yengeleri, kardeşleri hafif bir üzüntü içersindedirler. Bu, doğal bir durumdur. Sevilen bir çocuğun artık gurbete gideceği düşüncesi kızın evinde yapılan törenin üzerine örtmektedir. Bu, önceleri daha gülü hissedilmiştir. Çünkü evlenen kızın uzun zamanlar geriye dönmeyeceği ve bir yabancı kimse durumuna düşeceği düşüncesi önceki asırlardaki Türkmen hayatının normal durumu olarak kabul edilmiştir. Günümüzün Türkmen hayatında bu durum anormal bir olay olsa bile kız çıkaran ailede sevinç ile keder iç içe yaşamaktadır. Bu psikolojik havayı hafifletmek için düğünün iki tarafı da kız çıkaran aileye de oğlan evlendiren aileye de denk derecede ait olduğu vurgulayan “Ölen” kıtaları türetilmiştir. Bu bendelere çoğunlukla kızın baba evinde henüz gelin alıcı gelmeden veya geldiği anda söylenmeye başlanır:

İki sandık de? durup,
Rol beredir, hay Öle?
İki guda de? durup,
Toy beredir, hay Öle?

Gıdı alıp, gık bertmek
Gadımıdır, yar-yar
İki guda den durup
Udumıdır, yar-yar.

Geçen yüzyıl Türkmenler'inde evlenecek delikanlı, gelin alıcı ile birlikte gelmese bile onun hakkında iğneleyici sözleri kendisinde barındıran birkaç şairana bentler yazılmıştır. Bu, öncelikle gelen yengelerin kafasını kızdırmak, onların yeteneğini sınamak, düğün seyircilerini güldürmek, şaka ederek neşelendirmek gibi amaçları göz önünde bulundurmaktadır. Aynı zamanda bu tip “Ölenler” kızın güzel bir kız olduğunu ve gelecekteki ikbali hakkındaki endişesini de içermektedir.

Örneğin:

Toyhananı? çorbası,
Şor bolmasın, hay Öle?.
Barıp görün giyevi,
Kör bolmasın, hay Öle?.

Toyhanı? odunı
Tal bolmasın, hay Öle?
Barıp grün giyevi,
Kel bolmasın, hay Öle?.

Geçmiş asırlarda kızın fikrini sormadan dünürcülük yapmak gibi olaylar çok olmuştur. Evleneceği gencin nasıl bir insan olduğunu öğrenmeden evlenmek, kız için büyük bir risktir. Bu yüzden yukarıda az önce söylediğimiz kıtalar, günümüzde şaka gibi gözükse de geçmiş zamanlarda çok ciddi, bütün ömrün anlamını kendinde toplayan mazmuna sahip olmuştur. Dengine kavuşmadan gül ömrünü kül etmiş, kötü talihli bayanlara belirli bir ölçüde, her zaman, her köyde, rast gelmiştir. Böyle talihten çekinerek gönül verdiği yiğidi ile kaçan kızlara her zaman, her yerde rastlanmıştır. Kızların böyle cesurâne hareketi de belli derecede “Düğün Türküleri'nde” ifadesini bulmuştur ve ince bir ahenk ile onaylanmıştır.

Novalara suv guydum,
Daşdı gitdi, yar-yar.
Bagrı gatı gız gursun,
Gaçdı gitdi, yar-yar.

Kız çıkarma geleneğinin yerine getirildiği anlarda evlenilecek oğlan hakkındaki kinâyeli şakalar yenge olarak gelen gelinlere yöneltilir ve böylelikle düğün daha da şenlendirilmiş olur. Gelen yengelere, gelin alıcılara yöneltilen “Ölenler” daha etkileyicidir. Yengeler hakkındaki alaylı bentlere genellikle kızın yengeleri, kız arkadaşları tarafından başlanır ve aşağıdaki gibi kıtalar söylenir:

Hatar-hatar çüyseler,
Asal eken, yar-yar
Ondan gelen e??eler
Kesel eken, yar-yar

Körekenin kövüşi
Yamak-yamak, yar-yar.
Körekeni? bacası
Kelte damak, yar-yar

İki öyü? arasından
Geçi ötüpdir, yar-yar
Ol gele? e??eleri?
Üçi ötüpdir, yar-yar.

Bizi? ili? gızları
Hüncülidir, yar-yar.
Sizin ili? gızları
Sancılıdır, yar-yar.

Oğlanın yengelerinin de karşılık vermeleri gerekir ve onların bunun gibi iğneleyici alayları cevapsız bırakmamaları beklenir. Onların cevap kıtalarının bazıları önceki kıtalar gibi iğneli olmuştur. Ama bu kıtalara genel bakıldığında ve bu şiirler kız tarafının şiirleri ile kıyaslandığında bu kıtaların biraz nezaketli oldukları ve bunların yumuşak bir ruha sahip oldukları görülür. Bunun nedeni gelin alıcı tarafın biraz merhametli olması ve alacağını uzlaşma ile çabucak almak, biran önce kızı alıp gitmek düşüncesine sahip olması yüzündendir. Her şakanın ciddiye dönme ihmali hep ortadadır. Ondan sonra da herkes denk derecede sakin ve serinkanlı değildir. Gelin yengelerin söylediği “Öle?ler”:

Ak öyleri? işidi,
Gamışmıdır, yar-yar
Uşbu gızın e??esi,
Gävmişmidir, yar-yar.

Govacanı? gozası,
Köp ekeni, yar-yar
Şu kempiri? yıgnanı
Gep ekeni, yar-yar.

Yengelere ait laf dalaşı belirli bir ölçüde vardıktan sonra iki taraftan da hoşgörülü bentler söylenir ve iğleneyici şakalar yumuşatılır.

Kızın yengesi:

Tike-tike halılar
Dız üstünde, yar
Ondan gelen e??eler
Göz üstünde, yar-yar

Diyerek misafirlere kadirşinaslık bildirir. Karşılığında oğlanın yengeleri:

Yagşıları? vaspını
Biz söz diymiş, yar-yar
Uşbu gızı? e??esi
Sınçı ermiş, yar-yar.

İki öyü? arasında
Gayçı yatır, yaar-yar.
Uşbu gızı? e??esi
Sınlap otır, yar-yar.

Dedikleri gibi kulağa hoş gelen sevimli ve mülayim cevap verirler. Böylece gergin şakaların şevk verici kinayelerin, hoşgörülü bentlere çevrilmesi mutluluğunu arttırır mülayim diyalogu sahne ile bitir.

Kızın evinde icra edilen “Ölenler”in içinde kızın adına söylenin bentler özel bir mazmuna sahiptir. Onlara birçok açıdan keder ve ayrılık ruhu sinmiştir ve onlar ayrılık acısı ile yoğrulan kıtalardır. Önceden belirlediğimiz gibi iki sebebe göre öyledir:

1.Doğduğu, çocukluğunun geçtiği sevgili evinden, anne ve babasının sevgisinden ayrı düşmek, aslında, kız çocuğunun alın yazısı ise elbette yürek parçalayıcıdır. Kız evlendikten sonra “gaytarma” (baba evinde az süre kalma sürecidir) olarak gelemezse bütün ömrünü doğduğu evden uzakta geçirmek zorunda kalır. Bu bilhassa, Türkmenler'in geçmiş hayatında böyle olmuştur. Durum öyle olunca kızın kederlenmesi, gözlerinin dolması Pol Lafarg'ın “Gelinlik kız anne-babasını incitmemek için düğün günü ağlamak zorundadır” (74 sayfa) dediği geleneği ifâ etmek, anne-babasının gönülünü almak gibi durumlardan daha ileri boyuttaki doğal duygular nedeniyledir. Bu duyguların yürekten hissedilmesi doğal bir durum olduğu için de aşağıdaki gibi nazik bentler ortaya çıkmıştır:

Atam-enem işigi
Tılla işik, yar-yar
Girsem-çıksam, depämi
Sıpar işik, yar-yar.

Atam-enem öyünde
Oglan idim, yar-yar.
Tagtırovan üstünde
Oynar idim, yar-yar.

Gazıl çuval ö?ünde
Cayım galdı, yar-yar
Dürli tabak içinde
Payım galdı, yar-yar

Bedev atlar kişnande
“Gitti” diygin, yar-yar
Bogaz maya bozlanda,
“Yitdi” diygin, yar-yar.

Kızın adına (cesaretli kızların kendileri söyler) söylenen “Öle?ler”in kederli olmasının ikinci nedeni şundan ibarettir: Feodal toplumun yapısının, tarihî ve sosyal şartların neticesinde gelin-kızların insan haklarına, gençlerin doğal duygularına önemsiz, ikinci derecede olan bir şey hükmünde bakılması, cemiyetin yasaları olarak kabul edilmiştir. Kızın kendisine sormadan onun fikrini almadan, birisine âşık olup olmadığını öğrenmeden harekete ederek kendi gönüllerine uygun olan aileye kız veren anne-babaları halkın çoğunluğu, özellikle gençler kabahatli bulmuşlardır. Ayrıca da başlık parasını menfaat bilerek yarınların ikbaline soğuk bakan anne-babaların suçları gençlerde büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştır. Bunun gibi geçmişte âdet olma derecesine varan durumları eleştiren bentleri çoğunlukla evlenen kızın adına arkadaşları olan genç gelinler icra etmişlerdir:
Altın kimi tagtımı,
Yıkıpdırlar, leeran.
Besläp goyan bagtımı
Yakıpdırlar, yar-yar.

Asmandakı yıldızı
Atan atam, yar-yar.
Öz gızını mal yalı
Satan atam, yar-yar.

Bu anda şu durumu da belirmemiz gerekir: Kız nikahından razı olsun olmasın şu bentleri düğünlerin hepsinde söylemek zorundadır. O kız bahtiyar ise düğüne gelen gelinlerin içersinde bir iki değil bir kaçının “süslenmiş bahtının yakıldığına, mal gibi satıldığına” şüphe yoktur. Çünkü onu söylemekle her bayan kendi derdini dile getirmiştir. Aslında, öle?ler belirli bir ikbali göz önünde bulundurarak türetilmemiştir. Bir insanın dilinden veya adından bütün durumu beyan etmek de edebiyatın söz sanatı olarak değerini ortaya koymaktadır.

Yukarda gördüğümüz gibi “Öle?ler” ta kızın evden çıkarıldığı ana kadar devam etmektedir. Yani gelin alıcılar gidene kadar devam eder. Kız çıkarma geleneği her ilin (boyun) âdetine göre değişik şekillerde olabilir. Genellikle kızın yengesi veya yakın akrabalarından birisi kızı kaldığı evden çıkarıp dışarıda serilmiş palasın (kilimin) üstüne oturtur. O andan itibaren evlenen kızın gelin alıcılar iradesine geçtiği farz edilir. Bu anın özelliğine uygun kızın ve annesinin adına aşağıdaki gibi “Öle?ler” söylenir. Kızın adına:

Yumyrtganı? agı dek,
Agı menem, yar-yar.
Beren süydü?e razı bol,
Cahım enem, yar-yar

Gibi bentler söylenirse de annesinin adına da türlü anlamda, duygulu-gönül ferahlatıcı, özleyici, sevimli kıtalar türetilmiştir:

İner düyä? örküci
Yü?lek bolar, leeran.
Ene gızdan ayrılsa
Niçik bolag, leeyran.

Dört gulaklı gazanda,
Payı? galdı, yaar-yar.
Gülli keçe üstünde
Cayı? galdı, yar-yar.

Kız çıkarma geleneği, gelin alıcılar uğurlanıp aşağıdaki bentler söylenerek biter:

Perenicini? ucı
Batlandı-la, yar-yar.
Gızı alıp e??eler
Atlandı-la, yar-yar
Gatlak-gatlak gatlama
Gatlanadır, hay Öle?.
Gızı alıp en??eler
Atlanadır, hay Öle?.

“Düğün Türkülerinin” ikinci bir grubu düğünün ikinci ile bağlantılı olarak türetilmiştir. Gelin, kayın pederinin evine getirilip gelenek ve görenekler yerine getirilince:

Tagta köpri astından
Lay geleydi, yar-yar.
Dervezäni gi? açı?
Gız geleydi, yar-yar.

Dervezäni süpüri?
Gar yagyar-la yar-yar
Aç gusagı? dogan can
Yar gelyär-le, yar-yar

Denildiği gibi “Öle?ler” söylenirse de “baş salınma” bittiğinde:

Hassabanı? kenarı
Moncuk-moncuk, yar-yar
Gelin başı baglandı
Hanı sancak, yar-yar.

Gibi bentler söylenmektedir. Bu bentler de genellikle düğün törenin bitip, gençlerin yeni haytalarına başladığını anlatan son “Öle?” olarak hizmet etmektedirler. Genellikle “Öle?ler” Türkmen düğününün başından sonunu yansıtan bir lirik sahne-dram göz önüne gelmektedir.

“Düğün Türküleri” halk hayatın değişik yönlerini, gelenek ve göreneklerini, gençlerin arzu ve isteklerini yansıtmakla tarihin mührünü belirli derecede kendisinde saklamaktadır; kendi varlığını topluma, zamana ayak uydurarak devam ettirmektedir.

“Düğün Türkülerinin” Şairâneliği

“Düğün Türkülerinin” kıtaları akıcı ve ahenklidir, halkın konuşma diline yakın olan kelimelerden ve söz öbeklerinden ibarettir. O yüzden çok çabuk hafızada kalır. Akıcı olması ve çabuk hafızada kalması için “Düğün Türkülerinin” bentlerinin mazmun devamlılığına ve mantığına serbest-paralel sanatsallık tarzında yaklaşması gerekir. Başka türlü anlatırsak bent bütün bir mazmun bütünlüğünü saklasın diye mısralara ağırlık verilmiştir. Örneğin:

Sandık-sandık nogullar
Nogul bolar, yar-yar
Gelnecemi? ilkisi
Ogul bolar, yar-yar.

Bu kıtada iki nesne yanı iki lirik mazmun var. Birinci ve ikinci mısralar “Sandık dolu şekerler” hakkında lirik sohbet ederse de üçüncü, dördüncü mısralarda ilk çocuğunun oğlan olması hakkındaki arzu ve istekler saklanmıştır. Böylece bir kıtada sanatsal muhtevanın iki türü yanı “baş mazmun” ve “yardımcı mazmun” ortaya çıkmıştır. Bentte söylenmesi gereken temel mazmun “Gelnecemin ilkisi oğul bolar” denilen istek. Aslında onu söylemek için de bent türetilmiştir.

Mısraların şairâne uyumluluğu hakkında bahsedince bir durumun belirlenmesi gerekir. Bentte bahsedilen şeyler düşünce hükmünde ayrı ayrı nesneler olup gerçek konuşmada başka başka açıklanmalı mazmuna sahiptirler. Bu durum sadece yukarıda getirilmiş bulunan misale ait değildir, onlar pek çok “Öle?” kıtalarını kendi içersinde toplamıştır. Kuşbaşı bakıldığında, yardımcı mazmunu, istendik herhangi bir düşünce ile de değiştirmek mümkün gibi gözüküyor. Aslında bu öyle olmaz. Önceki misaldeki “sandık sandık nogullar” maddî tatlılığı, “Gelnecemin ilkisi ogul bolar” denilen satır ise ruhî tatlılığı şevk ve sevinci ortaya çıkararak birbirlerine uyum sağlamışlardır (“Nogulların” yerine acı taamların, mesela biber, soğan gibi şeylerin getirilmediği hakkında bir düşünmemiz gerekiyor). Başta gelen “yardımcı” mısraların temel mazmuna şu alakasını göz önünde bulundurursak onları mantık paralelliği diye adlandırmamız gerekir.

“Ölen” kıtalarının birkaçı ise sözün gerçek anlamındaki paralelliği gayet güzel işlemiştir.

Deryaga daş atma?lar,
Batar gider, yar-yar
Uzaga gız satma?lar,
Yiter gider, yar-yar

At baglama? arpanı?
Samanına, yar-yaar.
Gız bermänler yigidi?
Yamanına, yar-yar.

Görüldüğü gibi mesele bendi sadece satır ile doldurmak veya kafiye sorunu değilmiş. Bunlar gibi sanatsal unsurları inceliklerle işleyerek hem bendin ahenkli ve akıcı olmasının temin edilmesi hem de mazmun bütünlüğünün sağlanması Halk şiirinin üstatlığının alametidir.

“Öle?” bentlerinin bazılarında ise “yardımcı mazmun”, “baş mazmun” denilen ayrımcılık olmamaktadır. Bent kıtalarının hepsi tek lirik mazmunu mantıklı bir şekilde ifade ederek muhtevasının bütünlüğünü meydana getirmektedirler. Onların da akıcı ritimli duyarlılığı yukarıdakiler gibi akılda kalıcıdır.

Görüldüğü gibi “Düğün Türkülerinin” şairâneliği zengindir ve bunlar çeşit çeşit renklidir.

Düğün şarkıları ilk önce bir bayanın Türkü söylemesi ile başlar. O bayan bir-iki katı söyledikten sonra çoğunluk ona katılır böylece özel bir koro çıkmış bulunur. “Düğün Türküleri” orta yükseklikte olan ses ile söylenir. Tekrarlayarak söylüyoruz ki onları sadece ve sadece gelinler, kızlar söyler, erkekler (özellikle gençler) dinleyici olarak olaya katılırlar.

Lirik janrın mazmuna ve duyguya dayalı zengin ve özel türlerinin bir tanesi olan “Düğün Türküleri” halkımızın gelenek ve göreneklerini, örf ve âdetlerini, batıl inançlarını öğrenmekte güvenilir kaynak olarak hizmet etmektedir. Halkımızın geçmiş tarihini ve etnografyasını incelemekte de “Düğün Türkülerinin” önemi büyüktür.

Edebiyatlar:

1) Pol Lafarg. Oçerki po istorii pervobıtnoy kulturı. T. 2 M., 1926.
2) Ayal-gızların aydımları ve läleleri. TDN, Aşgabat, 1944.
3) Türkmen halk dörediciligi boyunça oçerk. “Ilım” neşiryatı, Aşgabat, 1967.
4) Gurbancemal Ilyasova. Türkmen halk dörediciliginde maşgala, däp-dessur poeziyası. Kand. Disser. 1973
5) Baba Veliyev. Türkmen halk poeziyası. “Ilım” neşiryatı, Aşgarbat, 1983.
6) Kakalı Berkeliyev. Halk dörediciliğinde däp-dessur poeziyası. “Ilım” neşiryatı, Aşgabat, 1985.





 
Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 3741 kez gösterilmiştir.